|
ADANA - Kilikya'da İlk Durak |
|
|
Yazar Hikmet Çulcuoğlu
|
|
Cuma, 04 Aralık 2009 |
Önce Kilikya Bölgesinden bahsetmek istiyorum. Kilikya denilen bölge Lokman Hekimin ölümsüzlüğün sırrına erdiği, Kutsal Geçitler Ülkesidir. Bugün Adana, Tarsus, Mersin ve Antakya’yı sınırları içerisine almaktadır.
Tarihçi Heradot’a göre: Fenike Kralı Agenor, boğa şekline girmiş tanrı Zeus’un kaçırdığı, Europa’yı bulmak için 4 oğlunu bu bölgeye gönderir. Ancak oğullarından Kiliks aramayı bırakarak buralara yerleşir. Dolayısıyla bu bölgeye de zamanla Kilikya denir.
Kilikya ile ilgili efsane de şöyle anlatılmaktadır. Suriye’li güzel Europa çiçek toplarken Zeus onu görür. Altın renkli bir boğa şekline bürünerek Europa’nın ayaklarına kapanır. Europa’da boğayı okşar ve sırtına biner. Boğa birden ayaklanarak koşmaya başlar ve dalgaları yararak oradan uzaklaşır. Kıyıya vardıklarında tanrı şekline dönerek kendini Zeus olarak tanıtır. Bu birleşmenin yapıldığı yere gölge veren çınar ağacı hiç yapraklarını dökmez.
Hava sıcaklıklarının Kurban Bayramı süresince 20 derecelerde
seyredeceğini öğrendiğimiz ve hiç görmediğim Antakya’dan dolayı Kilikya
Kültür turuna katılmak istedik. Kasım ayı sonu olmasına rağmen havalar
günlük güneşlik ve sıcak geçti. Dört günlük bu tura 4 otobüs dolusu
yolcu katıldı. Gece yolculuğu yaparak Bolu ve Ankara üzerinden Tuz
Gölünü de görerek ertesi gün öğle saatlerinde Adana’ya geldik.
Adana, binlerce yıllık geçmişi ile büyük bir turizm potansiyeline sahip
bir şehir. Kuzeyinde ve doğusunda Toros Dağları var. Yazları çok sıcak
geçtiği için yöre halkı yaylalara çıkar. Adana’nın ortasından Seyhan
Nehri geçer. Ceyhan Nehri de il sınırları içindedir.
Adana’da Hititler, Romalılar, Araplar, Selçuklular, Ramazanoğulları,
Osmanlılar, Türkmen ve Yörük aşiretleri kültürün gelişmesinde rol
oynamışlardır.
Adana’da tarihi eserler çok fazladır. Biz Seyhan Nehri kıyısında mola
vererek tarihi saat kulesi, Taşköprü ve Ulu cami’yi gezdik. Ramazan
oğlu Konağını(1489) gördük. Bu sene yeniden restore edildiğini de
gazetelerden okumuştum.
Seyhan Nehri üzerinde bulunan Taşköprü 117–118 yıllarında yapılmış olup
319 metre uzunluğundaymış. Etraf Adana halkının zamvanını geçirebileceği
parklarla süslenmiş. Burada resimler çektikten sonra Seyhan Baraj
Gölü’ne yakın ve tamamen gölü gören nefis manzaralı bir restoranda
Adana’nın meşhur kebabını yemek için mola verdik.
Kebaplar bir metre uzunluğunda yassı şişlerde pişiriliyormuş. Tarifini
hemen öğrendim. Izgaraların yapıldığı mutfak kısmını da gezdirdiler.
Kebaplar sıcacık geldi. Yine o yöreye has ve sıcak ikram edilen künefe
tatlısını da ikişer porsiyon yedik. Arkasından çaylarımızı içerek akşam
konaklayacağımız Mersin’e doğru yola çıktık.
Favori olarak ekle (14) | Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın
|
- Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
- Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
- Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
- 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
- Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
| |